Yas
Doç.Dr. Ufuk Güney Özer

Yas


Bir çok insan hayatının bir noktasında kaçınılmaz olarak bir kayıp yaşar. Bu kayıp sevilen aile bireylerinin, arkadaşların ve can dostu hayvanların ölümü olabileceği gibi boşanma, ayrılık, statü kaybı, evden ayrılma, emeklilik, fiziksel yeti kaybı, ciddi bir hastalık tanısı alma gibi yaşam döngüsünü değiştiren kayıpları da içerebilir. Yas tepkisi, bir kayıp sonrası ortaya çıkan şiddetli ve uzun süreli acı olarak tanımlanmaktadır. Kayıp denilince akla ilk olarak sevilen ve bağ kurulan bir varlığın ölümü gelir. Ölüm geri dönüşün olmadığı bir son nokta olduğu için acısı büyük, kabul edilmesi zordur. Ölüm dışında olan kayıplar da, kurulan bağın ve verilen anlamın derinliği ile orantılı olarak kişide yas tepkisi oluşturur. Kişi için bazı kayıpların acısı, ölüm acısı kadar derin ve yoğun olabilir.

Kayıp karşısında gösterilen yas tepkisi tamamen kişiye özgüdür. Yas tepkisi kişinin yaşına, cinsiyetine, sağlık durumuna, kaybın şekline, kişinin kurduğu bağın derinliğine, daha önceki kayıp yaşantısına, sosyal destek ağına, kültürel ve dini inançlarına bağlı olarak çok farklı şekillerde ifade edilir. Bazı kişiler duygularını anlayıp net olarak ifade edebilirken, bazı kişiler ise yas sürecinde olduklarını farketmeyebilirler.

Yas süreci her ne kadar kişiye özgü olsa da, yasta olan bireyler bir takım ortak duygu ve tepkiler yaşarlar. Yaşanılan bu acının; her birey için farklı duygusal, bedensel, bilişsel, ruhsal, davranışsal boyutları ve yansımaları vardır. Yas süreci, derin üzüntüden öfkeye kadar değişen çeşitli duyguları içerir. Duyguların çeşitliliği kadar, bu duyguların ifade edilmesinin şiddeti de kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Yas tepkisi normal, sağlıklı bir durumdur. Kritik nokta yas sürecini yaşayıp bitirebilmek, kederin içinde kaybolmadan yaşama etkin bir biçimde devam edebilmektir. Bazen yaşanılan bu kederi bırakıp, yaşama devam etmek kişiye zor gelebilir. Böyle bir durum fark edildiğinde, yas süreci ile baş etme konusunda destek almak gerekebilir.